Risale-i Nur Sohbetleri

Nur Talebeleri, tek bir şeyi gaye edinmiştir:

"İmanlarını kurtarmak niyetiyle Risale-i Nur'u okumak

Ve rıza-yı İlahî için iman ve İslâmiyete Risale-i Nur'la hizmet etmek."

Bediüzzaman Said NURSİ

 

Risale-i Nur Sohbetleri:

Medrese-i Nuriyenin manevi hukukunu teşkil eden hayatdar esaslarından en ehemmiyetlilerinden birisi de; günlük belirli bir miktar Risale-i Nur ile meşguliyettir.

Zira bu öyle meşguliyettir ki, Risale-i Nurları kendi malı ve te'lifi gibi hissedip sahib çıkan ve en mühim vazife-i hayatiyesini, onun neşir ve hizmeti bilen her talebeye, Risale-i Nur talebesi ünvanını kazandırır.

Bediüzzaman hazretleri, mes’elenin ehemmiyetine binaen, Risale-i Nur’un muhtelif yerlerinde mevzu hakkında gerekli açıklama ve izahlarda bulunmuştur:

Nur Talebeleri, tek bir şeyi gaye edinmiştir: "İmanlarını kurtarmak niyetiyle Risale-i Nur'u okumak ve rıza-yı İlahî için iman ve İslâmiyete Risale-i Nur'la hizmet etmek." (Tarihçe-i Hayat 163)

Bilhâssa ve bilhâssa şurası çok ehemmiyetli ve pek mühimdir ki; en başta ve en evvel Risale-i Nur'u dikkat ve tefekkürle devamlı olarak okumak ve o muazzam eser külliyatındaki Kur'an ve iman hakikatleriyle kendimizi teçhiz etmek ve bu esas ve şartlarla, o hârika eser külliyatını bir an evvel ikmal etmektir.

Öyle ise, bu hazine-i rahmeti ve menba-ı hakikatı ders veren ve hakikî surette gençliğin ve avamın anlayabileceği bir şekilde bildiren Risale-i Nur'u, dikkat ve tefekkürle ve devamlı olarak müsaid vakitlerimizi boşa gidermeden okumak ve yazmak en büyük bir ibadet ve zevk kaynağıdır. Hal ve istikbalin ve biz gençlerin, çok leziz ve iştiyakla alacağı gayet nâfi' ve vâfi bir ilâç ve bir tiryaktır, bir manevî kurtarıcıdır. Bu kat'î hakikatlar meydanda iken, ona bütün kuvvetimizle sarılmamak, baştan aşağı Risale-i Nur'u tedkik etmemek, alâkadar olmamak, ancak gafletin eseri olabilir.

Risale-i Nur yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevab verecek bir külliyat olarak te'lif edilmiştir.

Bugün tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için, halaskâr olarak Risale-i Nur'a sarılmaktan ve ne bahasına olursa olsun, Risale-i Nur'un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur.

Risale-i Nur'u okuyan herkes, bu hakikatı idrak etmiş ve etmektedir. Eğer biz muktedir olsak; bu hakikatı, kâinata nâzır bir mahalle çıkıp, bütün kâinata ilân edeceğiz. Fakat mademki buna muvaffak olamıyoruz ve mademki Risale-i Nur'un cihanşümul kıymetini bu derece Üstadımızın himmetiyle idrak etmişiz; şu halde o nur ve feyiz hazinesi, irfan ve kemalât menbaı olan Risale-i Nur'u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadi ve devamlı bir şekilde her gün ve her saat okuyacağız ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışacağız inşâallah.

Hem şu hakikat zahir ve bahirdir ki: Bir kimse allâme dahi olsa, Risale-i Nur'un ve müellifinin talebesidir. Risale-i Nur'u okumak zaruret ve ihtiyacındadır. Eğer gaflet ederse, kendisini aldatan enaniyetine boyun eğip, Risale-i Nur Külliyatını okumazsa, büyük bir mahrumiyete düçar olur. (Asa-yı Musa 249, 250, 252)

…hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur'u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir mikdar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevablarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesinde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. (Emirdağ Lahikası-2 104)

 

Beş Nevi İbadet:

1. En mühim bir mücahede olan ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmektir.

2. Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmektir.

3. Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmektir.

4. Kalemle ilmi tahsil etmektir.

5. Bazan bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen tefekkürî olan ibadeti yapmaktır.

 

Beş türlü de dünyevî faidesi var:

1- Rızıkta bereket.

2- Kalbde rahat ve sürur.

3- Maişette sühulet.

4- İşlerinde muvaffakıyet.

5- Talebelik faziletini almakla, bütün Risale-i Nur talebelerinin has dualarına hissedar olmaktır.

 

Nurlara hizmet ve sadakatla talebesi olmanın iki mühim neticesi vardır:

1- Âyât-ı Kur'aniyenin işaretiyle, imanla kabre girmektir.

2- Bütün şakirdlerin manevî kazançlarına, Nur dairesindeki şirket-i maneviye sırrıyla, umum onların hasenatlarına hissedar olmaktır. (Emirdağ Lahikası-1 191, 192)

 

Risale-i Nur Okumaları:

Risale-i Nur'u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadi ve devamlı bir şekilde her gün ve her saat okumanın ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışmanın taşıdığı mana ve ehemmiyet ile birlikte, dünyevi ve uhrevi kazandırdığı ehemmiyetli kazançları eser sahibinden naklettikten sonra; Risale-i Nurların Okunması mevzusunda muamelatta yapılagelen veya dikkat edilmesi gereken bazı uygulamaları nazar-ı dikkatinize celb ediyoruz:

  • Medrese-i Nuriye sakinlerinin çoğunlukla bir araya geldikleri bir vakitte, belirli bir süre, aynı mekânda beraberce, herkesin hususi bir şekilde Risale-i Nur okumasının gerçekleştirileceği, günlük Risale-i Nur Okuma Saatinin belirlenmesi.

 

  • Yılda en az 2 defa gerçekleştirilen, genellikle mukim olunan şehirden farklı şehirlerde icra edilen Yaz Okuması(ortalama 15 gün) ve Yarıyıl Okuması(ortalama 1 hafta) şeklindeki Okuma kamplarına iştirak etmek, çok büyük ehemmiyeti haizdir.

Yukarıda Zikredilen medrese-i Nuriye sakini her talebe için zorunlu olan bu iki okuma programından hariç, mümkün olan her boşluğun –resmi tatiller, bayram tatilleri, vize-final sınav bitimlerinde- değerlendirilmesi ve risale-i nurlardan azami istifade edilmesi adına, sene içinde farklı zaman ve sürelerde, keyfiyet esas olmak kaydıyla ayrıca okuma programları düzenlenebilir.

 

  • Risale-i Nurları; talebelerin, sadece beraber okunan veya beraber okunması gereken veya okuma saati gelince okunan eserler gibi gösteren gaflet eseri düşüncelerden arındırılarak; mümkün olan bütün boş vakitlerde okunmasının zaruret ve ihtiyacının hissettirilmesi gerekir.

Talebe, ömrü boyunca başında bir vakıf veya müdebbir olduğu halde ve Medrese-i Nuriye’de ikamet ederek, risale okuma imkânına sahip olamayacaktır. Dolayısıyla himmetimizi âli tutup, talebeyi; her nerede olursa olsun, hangi şartlar içerisinde bulunursa bulunsun, öyle bir aşılamak gerekir ki- yemek yemeğe, su içmeye ihtiyaç hissettiği gibi- Risale-i nuru okumaya ihtiyacını hissettirmeliyiz. Bunu da ancak keyfiyetli, kendi iradesiyle eline alacağı bir risaleyi zaman kısıtlaması olmadan, Risale okuma şuuru kazandıracak uygulamalarla yapılabilir.

 

Risale-i Nurlardan hususi istifademizi arttırmak için hüsn-ü misal nev’inden yapılabilecek bazı örnek uygulamalar:

  • Akraba ve Ailece okuma ve mütalaa programlarının yapılması.
  • Aşiret veya köy sohbetleri yapılabilir.
  • Medrese-i Nuriye’de sessiz okuma, dönerli ders ve mütalaalı risale okuma programlarına iştirak etmek.
  • Diğer il, ilçe ve nur merkezleriyle birlikte belirlenecek ortak bir yer ve belirli bir zaman takvimine göre icra edilecek olan risale okuma ve mütalaa programlarına dâhil olmak.
  • İlçeler arasında, umumi nur sohbetlerine iştirak etmek
  • Derslerin hususileştirilip daha çok halk kesimlerine hitap etmek suretiyle, azami istifadeye medar kılınması.
  • İlçe geneli Aylık risale okuma programlarının yapılarak cemaat fertleri arasında; belirli bir takvim ve kişisel okuma kapasitesine göre paylaştırılması.
  • Risale okumalarıyla birlikte, nurlardan ciddi, kalıcı istifade için küçük haşiye ve notların tutulması.

 

Risale-i Nur Nasıl Okunmalıdır?

Risale-i Nurların nasıl okunması gerektiği konusu, şüphesiz ehemmiyeti haiz diğer bir mes’ele-i mühimmedir.

Risale-i Nur Nasıl Okunmalıdır?” sorusuna bir cevap olacak mahiyette ve Mevzumuzun anlaşılmasını sağlayacak tarzda, Risale-i Nurdan ve ağabeylerden kaynaklı, âcizane tecrübelerimizden istihraç bazı tespitleri arz ediyoruz;

  • Risale-i Nur'u dikkat ve tefekkürle devamlı olarak okumak.

Okuyacağım mevzuya ne kadar derinlik ve fazla vu­ku­fiyet peyda edersem, onu ne kadar mükemmel hazme­der­sem, onun kıymet ve künhünü ne kadar ziyade idrak eder, ta­nırsam, ona karşı o derece bir iştiyak ve itminan besler ve ondan o derece istifade ve istifaze ederim. (Zübeyir Gündüzalp)

  • Nur’ları okumanın, zaruret ve ihtiyacını hissederek okumak.

Risale-i Nur'u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir mikdar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevablarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesinde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. (Emirdağ Lahikası-2 104)

Hem yine der ki: "Ben başkaları için kitab yazmamışım. Kendim için yazmışım. Kur'andan bulduğum bu devalarımı arzu edenler okuyabilir."

Evet, Bedîüzzaman itikad ediyor ve diyor ki: "Ben derse, terbiyeye ve nefsimi ıslaha muhtacım." Bedîüzzaman gibi bir zât böyle derse, bizim bu eserlere ne kadar muhtaç olduğumuz artık kıyas edilsin. (Sözler 760)

  • Risale-i Nurların okunmasında süreklilik esas olmakla birlikte, arada bir okumaktan ziyade azda olsa her gün düzenli bir okumanın yapılması, istikametli bir istifade için daha çok tavsiye ve teşvik edilmiştir.

Zira bu hususta Peygamber Efendimiz(a.s.v) buyuruyor: “Allah katında amellerin en makbulü az da olsa devam üzere yapılanıdır.” ( Buhârî, İman 32; Müslim, Müsafirîn 215)

Hadîs-i şerîf ibâdete devamı teşvik etmektedir. Ve anlaşılıyor ki sürekli yapılan az ibâdet, bir müddet sonra kesilen çok ibadetten daha hayırlıdır. Çünkü sürekli yapılan ibâdet, az bile olsa Allah'a itâat, zikir, murakabe, niyet ve ihlâsı devam ettiriyor demektir. Bu devam sayesinde az amel devam etmeyen çok ameli kat kat geçer.

…vücud kemali ister, kemal de sübutu iktiza eder. Öyle ise, vücudun vücudu kemal iledir. Kemalin kemali de devam ile olur. (Mesnevi-i Nuriye 62)

  • Evvelen ve bizzat Nefsine hitaben, istifade niyetiyle okumak.

Okuyacaklarımı yalnız muhataplar için değil, evvele­mir­de kendim için, kendim bilmek ve öğrenmek için, onları en mükemmel ve en güzel bir surette hazmetmek için oku­rum.(Zübeyir Gündüzalp)

Said Nursî, bazan bir talebesine Risale-i Nur'dan okuyuvermek nimetini lütfettiği zaman der ki: "Bu benim dersimdir. Ben kendim için okuyorum. Bu risaleyi, şimdiye kadar belki yüz defa okumuşum. Fakat şimdi yeni görüyorum gibi tekrar okumağa ihtiyaç ve iştiyakım var." (Sözler 760)

  • Hususi risale okumalarının, gazete okur gibi olmaması gerektiği gibi, ciddiyetle nur risalelerinin bir bütün olarak her daim okunmasının, her talebeye manevi bir program yapılmak suretiyle idrak ettirilmesi şuurunun kazandırılması gerekmektedir.

Bediüzzaman hazretleri “risale-i nur’u gazete gibi okumayın” demişti.. ama ne yazık ki, şu veya bu gazeteyi ‘risale-i nur’ gibi, risale-i nur’u ise gazete gibi okuyanlar var!

Malumunuz, gazete okuyan kişi önce haber başlıklarına şöyle bir bakıp geçer, daha sonra önemli gördüğü haberlerin ayrıntılarına iner. Gazetenin tamamını okusa bile ertesi gün, aynı şeyleri değil farklı haberleri izler. Gazeteyi okuduğumuzda ondaki her şeye vakıf oluruz. Onu tekrar okumamız gerekmez.

Nurlar ise öyle değildir. Her okudukça marifetimizde inkişaf olacak, ama biz Allah Resulünün(a.s.m) o mübarek kelamını hatırlayarak elde ettiğiniz marifetin yeterli olmadığını bilecek ve okumaya devam edeceğiz.

  • Her kelime üzerinde fazlaca durmadan Külliyatı, “kendini kaptırarak, huşu ile ve hafif bir sesle” okumakta kalbin hissesi daha fazla olur.

Kelimeler, cümleler üzerinde müzakereli olarak okunduğunda ise aklın hissesi daha fazla olur. Bize her ikisi de gerekli olduğundan “her iki tarzı da birlikte yürütmek en faydalısıdır.” kanaatindeyiz. Bir eserin güzellikleri, hususiyetleri ve meziyetleri ilk oku­nuşta insana görünmez. Elimize aldığımız Nur Külliyatından herhangi bir kitabı en az üç defa okuduktan sonra, Risale-i Nur’un füsunkâr ve cazibedar güzellikleri parlak bir surette bize görünmeye baş­lar. Bizi kendine bağlar, İlâhî bir cezbe ile bizi kendine cezbe­der. Rahmanî ve Kur’ânî bir kuvvet-i cazibe bizi Nur Risalelerini bir ömür boyunca okumak saadetine sevk eder. (Zübeyir Gündüzalp)

  • Bir nur talebesi, hem binlerce günahın insana hücum ettiği bu fitne asrında bu marifetullah dersleriyle kendini muhafaza etmek, hem bütün dünyada nurları okuyanlarla bir manevî rabıta kurmak, hem de neşrini bir dava olarak benimsediği bu hakikatlerin ulviyetini yeniden hatırlamak ve onları muhtaçlara ulaştırmak için yeni bir şevk kazanmak üzere bu eserleri her fırsatta okur.

Özellikle namazlardan sonra okunması bir adet haline gelmiştir. İbadet ortamında, Rabbine ibadet ve dua ettikten sonra bu hakikatlerin birkaç dakika olsun okunması, sözünü ettiğimiz manaları daha da kuvvetlendirir.

  • Nurların okunmasında belli bir metot olmamakla birlikte, genelde kabul gören tarz, sıra ile birkaç kez külliyatı devretmek, daha sonra her gün yine belli bir miktar sıra ile okumaya devam ederken, öte yandan konularda derinleşmeye çalışmaktır.

Bazı nur talebelerinin külliyatı bitirmek nokta-i nazarında bazı rakamları vermeleri, Risaleleri okumaya teşvik içindir. Yoksa beş defa oku, artık rafa kaldır demek değildir. Eğer öyle olsaydı yaşları 60-70’i bulan bu ağabeylerin çoktan bu eserleri okumayı terk etmeleri gerekirdi.

Beş-on kez bu eserleri okuyan bir kimse bu eserlerin mahiyetini ve içeriğini, İslamî ilimleri anlamada getirdiği ölçüleri, öğrendikten sonra artık bu eserlerden kopması adeta imkânsızlaşıyor. Diğer kitapların ne kadar cılız kaldığının idrakine vararak artık bu eserleri günün belli saatlerinde ekmek ve su gibi okuması gerektiğinin kanaatine varıyor.

Yoksa hiç bir nur talebesi, bir kaç kez bu eserleri okuduktan sonra, artık ben kâmilleştim okumaya ihtiyacım kalmadı dememiştir. Çünkü her an maneviyatsızlıkla, sefahetle ve ahirzamanın dehşetli hadiseleriyle meşgul oluyoruz. Kendimizi muhafaza ve başkasının imanına kuvvet vermek için sürekli belki de bir hayat boyu okumamız icab edecektir.

  • Risale-i Nurların başka eserler gibi(gazete vs.) sadece akla hitap etmeyip, bundan dolayı her bir mes’elesinin aklen anlaşılmasının gerekmediği; aksine Nurların insandaki akıl ve diğer letaif ve duygulara da hitap eden, Kur’anın bir manevi mu’cizesi olan mükemmel nur eserler mecmuası olduğunun idrak ve şuurunda okumak.

Bilindiği gibi Nur Risaleleri ne sadece akla, ne de yalnız kalbe hitap etmeyip her ikisinin de hissesini verir. Bazı risaleler, Üstadın da ifadesiyle “akıldan ziyade kalbe nazırdır.” Bazıları da bunun aksi mahiyettedir.

Okumada esas olan ihlastır, ihlasla okunan bir dersten kalp mutlaka hissesini alır. Aklın hissesi ise o dersin anlaşılması nispetinde ziyadeleşir.

Nurlarda ele alınan konular büyük ekseriyetle marifetullahla ilgilidir; ibadetle ilgilidir; diğer iman hakikatleriyle ilgilidir. Marifetullahın sonu yoktur. Allah Resulünün(a.s.m) mi’raçta rüyet ile taltif edildiği anda söylediği, “Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben seni hakkıyla, tam bir marifet ile tanıyamadım.” cümlesi, bu sahanın sonsuzluğunun en güzel ifadesidir. Bu hakikatin ışığında, Nur Risalelerini şevk ile ihlasla, tefekkürle ve dakik bir nazarla okumak, üstünkörü geçmemek gerekir.

Hem iman yalnız ilim ile değil.. İmanda çok letaifin hisseleri var. Nasılki bir yemek mideye girse; o yemek muhtelif a'saba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlim ile gelen mesail-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecata göre ruh, kalb, sır, nefis ve hâkeza.. letaif, kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa, noksandır." (Sözler 764)

Üstadımız Bedîüzzaman, bir Nur talebesine Risale-i Nur'dan bazan okuyuvermek lütfunu bahşederken izah etmiyor, diyor ki: "Risale-i Nur, imanî mes'eleleri lüzumu derecesinde izah etmiş. Risale-i Nur'un hocası, Risale-i Nur'dur. Risale-i Nur, başkalarından ders almağa ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidadı nisbetinde kendi kendine istifade eder. Aklınız herbir mes'eleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdanınız hissesini alır. Ne kadar istifade etseniz, büyük bir kazançtır." (Sözler 772)

  • Günlük olarak okunacak veya okunması gereken Risale-i Nurların sayfa sayısına sınırlama getirmek veya alt-üst sınır koymanın herhangi bir dayanağı olmamakla birlikte, üstadımızdan ve onun saff-ı evvel talebelerinden öğrendiklerimiz ve bunlardan çıkardığımız derslerden anladığımız da bu meyanda bizlere nurların okunması konusunda istikametli bir bakış açısı göstermiştir.

Said Nursi hazretlerinin bir rivayete göre günde 200 sayfa okuduğu söyleniyor. Yakın talebelerinden Zübeyir Gündüzalp’in de “günde 10 sayfa Risale-i Nur okuyan kendisini muhafaza eder, 15 sayfa okuyan gayrete gelir, 20 sayfa okuyan ise hizmet eder” dediği bilinmektedir.

Nurların okunma saati içinde, ne kadar süre okunması gerektiği konusunda, Mezkûr temsillerden yola çıkarak ortalama bir tespitte bulunacak olursak; hal-i hazır Medrese-i Nuriyeler de Risale-i Okuma Saatinin süresi; Ortaöğretim talebeleri için günlük min. 40 dk. , Üniversite ve yetişkin medrese-i Nuriye sakinleri için ise günlük min. 1 saat olduğu veya olması gerektiği gözlemlenmiştir.

İktiza-i hale mutabık olmak şartıyla, bu sürelerde farklılıklar olabilir.

***

 

Bu asırda din ve İslâmiyet düşmanları, evvelâ imânın esaslarını zayıflatmak ve yıkmak plânını, programlarının birinci maddesine koymuşlardır. Hususan osmanlı imparatorluğunun yıkılmasından bu yana, tarihte görülmemiş bir halde münâfıkane ve çeşit çeşit maskeler altında imânın erkânına yapılan suikastlar pek dehşetli olmuştur, çok yıkıcı şekiller tatbik edilmiştir.

Hâlbuki imânın rükünlerinden birisinde hâsıl olacak bir şüphe veya inkâr, dinin teferruatında yapılan lakaytlıktan pek çok defa daha felâketli ve zararlıdır. Bunun içindir ki; şimdi en mühim iş, taklidî imânı tahkikî imâna çevirerek imânı kuvvetlendirmektir, imânı takviye etmektir; imânı kurtarmaktır. Herşeyden ziyade imânın esasatıyla meşgul olmak kat'î bir zaruret ve mübrem bir ihtiyaç, hattâ mecburiyet haline gelmiştir. Bu, Türkiye'de böyle olduğu gibi, umum İslâm dünyasında da böyledir.

İnsan, saray gibi bir binadır, temelleri erkân-ı imâniyedir. İnsan, bir şeceredir, kökü esâsât-ı imâniyedir. İmânın rükünlerinden en mühimmi, imân-ı billâhdır, Allah'a imândır. Sonra nübüvvet ve haşirdir. Bunun için, bir insanın en başta elde etmeye çalıştığı ilim, imân ilmidir. İlimlerin esası, ilimlerin şâhı ve padişahı, imân ilmidir.

İşte bu gaye ve maksatla uzun yıllardan bu yana hayatın gayesini imana hizmet olarak gören bir kaç gönüllü tarafından kurulan vakfımız; Mardin merkez ilçeleri olmak üzere, Nusaybin, Midyat, Dargeçit, Mazıdağı, Kızıltepe, Derik ve diğer ilçelerinde tahrip olmuş imanları tamir etmek gayesiyle hizmetlerini sürdürmeye devam etmektedir.

İmani sohbet olarak yapılan Risale-i Nur okumaları vakfımızın şubelerinde neredeyse haftanın her günü yapıldığı gibi, şubelerin dışında haftada birkaç kez olmak üzere evlerde komşuların katılımıyla ev sohbetleri şeklinde de yapılmaktadır.

Temelleri erkân-ı imaniye olan insan sarayının tahrip olmuş, yıkılmaya yüz tutmuş insanlığı kurtarma adına yaptığımız bu imani faaliyetlere herkes katılabilir.

Ayrılık - gayrılık görmeden bu zamanda en etkili bir eser olan Risale-i Nur’ları okumaya istifade etmeye herkesi davet ediyoruz...

İkamet ettiğiniz yerlerdeki imani sohbetlere katılmak için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

 

Risale-i Nur Sohbetleri için

İrtibat Numaralarımız ve Sohbet Günleri:

Mardin Merkez:

Cumartesi günü Yatsı Namazından Sonra

Haşim ÇAKİN (0505 287 4984)

Mehmet OLGAÇ (0505 917 0612)

M.Ali İLDOĞAN (0543 789 2581)

 

Nusaybin:

Cumartesi günü Yatsı Namazından Sonra

Abdussamed TAYFUR (0505 224 9149)

Nihat AKBOĞA (0532 315 5343)

Hasan TAYFUR (0542 550 1876)

 

Midyat:

Perşembe günü Yatsı Namazından Sonra

Mustafa GÜNGÖR (0505 393 9056)

Lokman GÜRBÜZ (0546 945 3744)

Nurettin ÇETİN (0543 258 2050)

 

Kızıltepe:

Perşembe günü Yatsı Namazından Sonra

Pazar günü İkindi Namazından Sonra

Mustafa ORAL (0546 628 9927)

Mehmed ESER (0553 668 7303)

 

Mazıdağı:

Çarşamba günü Yatsı Namazından Sonra

Erdal ÇETİN (0537 654 9487)

 

Kabala:

Salı günü Yatsı Namazından Sonra

İbrahim EMEN (0544 637 9947)

 

Cizre:

Perşembe günü Yatsı Namazından Sonra

Bayram ÖZDEMİR (0554 852 7113)

 

Silopi:

Cumartesi günü Yatsı Namazından Sonra

Hadi DOĞAN (0544 278 5223)

 

Savur:

Cumartesi günü Yatsı Namazından Sonra

Halil DEĞİRMENCİOĞLU (0532 588 1371)

 

Şırnak:

Cumartesi günü Yatsı Namazından Sonra

Veysel ALKAN (0507 150 7854)

 

Dargeçit:

Perşembe günü Yatsı Namazından Sonra

Nurettin ÇETİN (0543 258 2050)

 

Yeşilli:

Cumartesi günü Yatsı Namazından Sonra

Salı günü Yatsı Namazından Sonra

Hıdır KÜŞAT (0505 314 1712)

 

İdil:

Salı günü Yatsı Namazından Sonra

Pazar günü İkindi Namazından Sonra

Beşir ZÖNGÜR (0546 848 9329)